- Next »
- « Previous
Black Clouds & Silver Linings
Dream Theater albümünü dinledim. Okumaya üşenenler için notum: ••••· (5 üzerinden 4) Dream Theater eski DT değil. Hiçbir zaman da olamaz kanaatimce. Rudess'ın gelmesiyle çok değişen grup, yıllar geçtikçe daha fazla metal yönüne doğru kaydı. Hele ki son Systematic Chaos'un, bana göre Dream Theater tarihinin en kötü şarkısı the Dark Eternal Night, Portnoy'un Progresif Death Metal hayranlığının bir yansımasıydı. Eğer bu şarkının çok iyi olduğunu iddia edenler varsa, D&R'dan bir adet Awake albümü alıp dinlesinler. Eskiden metal müzik ile progresif rock müziğini bir kapta eritip, mükemmel bir karışım olarak sunan grup ile şimdiki arasında bayağı fark var. Grup, her ne kadar eski müziğinden uzaklaşmaya başlasa da, metal janrasında birçok grubun hayal bile edemeyecekleri derecede iyi albümler çıkardı. Fan kitlesi katlanarak büyüdü. Artık, DT forumlarında 13-18 yaş arası birsurü insan görmeye başladık. Son konserde de gördük bu fanları. Bu son albümde, daha da metale kaymışlar. Özellikle Portnoy'un ritimleri, blastbeat'lari, Petrucci'nin Metallica-vari gitar tonu ve riffleri, albümün progresiften daha çok metal albümü olduğunun göstergesi. A Nightmare to Remember, son derece basit rifflerin ve LaBrie'nin etkileyici vokalinin ve Rudess'in korku filmini andıran klavye tonlarının birleşimi. Ben şarkıyı dinledikçe biraz daha alışıyorum, fakat ilk seferde dinlediğimde çok beğenmemiştim. Hele ki şarkının sonundaki portnoy vokalleri var ki, feci. O son kısıma dayanamıyorum bile. Bu şarkıya •••·· (5 üzerinden 3) veriyorum. Abartıldığı kadar iyi bir şarkı değil. Ama dinlenebilir. A Rite of Passage. İlk single olan ve benim de albümün ilk dinlediğim şarkısı. Bu şarkının riffleri biraz Awake'i andırsa da, onun havasını vermiyor. Fakat kulağa çok hoş gelen bir melodi. Şarkının ortasında giren riff ise çok gaz, hoşuma gitti. Biraz Rainbow'u andırıyor. Çok hoş olmuş. Tek sevmediğim, vokaller. Gereksiz yere uzatılan, Evanescence benzeri vokaller var. Systematic Chaos'ta da vardı bu vokaller. ••••· (5 üzerinden 4) Wither. İkinci single. Bir nevi ikinci Forsaken denilebilir. Single olması için yapılmış bir şarkı. Fena değil. Uzatılan, bayık vokaller bu single'da da var. •••·· (5 üzerinden 3) Geldik, albüme hak ettiği değeri veren son 3 şarkıya. Önce: The Shattered Fortress. Portnoy'un alkol bağimlılığını anlatan serinin son şarkısına. Bunu bilmeyenler, "abi adamlar eski riff'leri birleştirip şarkı yapmışlar hehe" deseler de, bence son olarak müthiş bir şarkı olmuş. 5 şarkı 12 kısımdan oluşan serinin son 3 kısmı var TSF'da. the Glass Prison'la başlayıp, This Dying Soul ile devam eden, The Root of All Evil ile coşan, Repentance ile sakinleşen seri, the Shattered Fortress ile bizi geriye götürüyor ve güzel bir hatırlatmayla ve sonla seriyi bitiriyor. ••••· (5 üzerinden 4) Ve sırada the Best of Times var. Vacant ile birlikte son 3 albümün en iyi slow şarkısı diyebilirim. Hollow Years'ı andıran müthiş solosu ve uzunluğu ile Vacant'ı bir adım geride bırakarak birinci oluyor. Konuk sanatçı Jerry Goodman'ın müthiş kemanı ve Petrucci'nin hayranı olduğum akustik gitar partisyonları ile başlıyor. Daha sonra Solitary Shell benzeri bir hal alıyor şarkı. Çok çok güzel. Sonda ise Petrucci'nin albümdeki en iyi solosu yer alıyor. En iyi Dream Theater şarkıları listemde iyi bir yer edindi şimdiden. ••••• (5 üzerinden 5) Gelelim BC&SL'in, albüm için bana -Mutlaka Alınmalı!- yorumunu yaptıran şarkısına. The Count of Tuscany. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Şarkı o kadar iyi ki, neden bu kaliteyi baştaki şarkılarda göstermediler dedirtiyorlar. Bu şarkıda denge var. İşte özlediğimiz, beklediğimiz Dream Theater. Son derece melodik, son derece güzel. Ortalarda biraz durgunlaşsa da, sonunda zirveye çıkıyor ve bitiyor. Sololar, arpejler, davullar, vokaller, klavyeler mükemmel. Konserde keşke bu şarkıyı çalsalardı. •••••+• (5 üzerinden 6!!!) Son olarak albümün Mix ve Mastering'ine değineceğim. Systematic Chaos'dan daha kötü bir mastering ile karşi karşıyayız. Systematic Chaos'un bendeki Special Edition'ında Surround versiyonu vardı. Müthişti. Fakat bu albümde, tıpkı Metallica'nın Death Magnetic albümünde olduğu gibi, kötü bir mastering ile karşı karşıyayız. Paul Northfield'ı kınıyorum buradan. Gerçi kendi suçu olmayabilir. Albümün ikinci CD'si olan Cover'ları ise albüm elime ulaştığında inceleyeceğim. Bir önceki mesajımda yazmışım, bir şarkı bile beni benden alabilir diye. Bu albümde 3 şarkı var. Çok güzel bir albüm olmuş. Dream Theater'ın eski günlerine dönemeyeceğinin mümkün olmadığını bilerek, yeni Dream Theater'ın keyfini çıkartmak isteyenlere bu ölbümü şiddetle öneriyorum. Metal dinleyen herkesin en azından dinleyip bir şans vermesi gerekir.